Advert

Yavuz Ağıralioğlu: ''parasını kazanıp çıkan köpek balıkları kimdir''

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, fon piyasasında yaşanan gelişmelere ilişkin, “Denetimsizliğe bağlı olarak para kazanma hevesiyle 500 bine yakın insanı bu sazan sarmalına çeken, sonra da ara ara buralarda kârını realize edip çıkan köpek balıkları kimdir? Onların açıklanması lazım! Yani buralardan bire 100, bire 1000, bire 2000, bire 5000 kazanan ve parasını alıp çıkan köpek balıkları bulunmalı, ifşa edilmelidir! Zararlar onlardan tazmin edilmelidir” diye konuştu.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Yavuz Ağıralioğlu: ''parasını kazanıp çıkan köpek balıkları kimdir''
Reklam

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, fon piyasasında yaşanan gelişmelere ilişkin, “Denetimsizliğe bağlı olarak para kazanma hevesiyle 500 bine yakın insanı bu sazan sarmalına çeken, sonra da ara ara buralarda kârını realize edip çıkan köpek balıkları kimdir? Onların açıklanması lazım! Yani buralardan bire 100, bire 1000, bire 2000, bire 5000 kazanan ve parasını alıp çıkan köpek balıkları bulunmalı, ifşa edilmelidir! Zararlar onlardan tazmin edilmelidir” diye konuştu.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, iadeiziyaretler kapsamında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı ziyaret etti. Ağıralioğlu’na parti heyetinden Hukuk Politikaları Başkanı Prof. Dr. Oğuz Sadık Aydos, Kültür, Sanat ve Turizm Politikaları Başkanı M. Hakan Tanrıöver ile Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanı Emine Küçükali eşlik etti.

Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, Fatih Erbakan ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında özetle şunları söyledi:
“Parti kavgasının dışında memleketin sorunlarına odaklanan, memleketin sorunlarını çözüp yaşanabilir hâle getirmek için büyük bir zenginlikle, büyük bir demokrasi ve hukuk standardını yakalayabileceğimiz büyük bir enerjiyle memleketi önümüzdeki dönem ayağa kaldırmaya çalışacağız. Partiler, milletin cebine giren harçlıkla ilgilenmek zorundadır. Çocukların hayalleriyle ilgilenmek zorundadır. Çalışanın hakkını almak zorunda olduğu bir düzenle, bir sistemle ilgilenmek zorundadır. Siyasetin konuştuklarının tek karşılığı, milletin hayatında nasıl bir kolaylığa sebep olduklarıdır. Dolayısıyla siyaset bugün bu kadar konuşup memleketi bu kadar zorlukla karşı karşıya bıraktığına göre memleketin yönetiminde sorun var demektir. Parti kavgasıyla kaybedecek vatanımız yoktur, parti kavgasıyla kaybedecek zamanımız yoktur. Memleketimizin behemehâl çözülmesi gereken sorunları vardır ve bu sorunlar için karşı karşıya olduğumuz neyse, bu sorunlara sebep olanların ortadan kalkmasına imkân verecek bir süreç yöneteceğiz.

İSTİŞARELER KAVGAYLA YORULAN MEMLEKETE KUVVETTİR
İstişarelerimiz, siyasetin uzun zamandır kavgayla yorulduğu bir zeminde memleket için kuvvettir. İstişarelerimiz, fikir alışverişlerimiz, ‘Memleket için neler yapabiliriz?’ sohbetlerimiz; memleketin yarınları adına, milletimiz adına esenliktir. Böyle bir hassasiyetle ziyarete geldik heyetimizle.

Seçim sathına girdiğimizi bu aralar çokça zikrediyoruz. Artık seçim emeklidedir, seçim artık çocuklarımızın hayalindedir. Seçimin gündemi artık çiftçinin, tarımla ve hayvancılıkla uğraşanın alın terindedir. Seçim artık esnafın siftahsızlığındadır, seçim artık sokakların güvenliğindedir, seçim artık adalet beklentisindedir. Artık seçim beklentisi, memleketteki keyfî yönetime bağlı denetimsizliktedir. Seçim artık memleketin ana gündemindedir. Karşı karşıya olduğumuz memleket sorunları artık yeni bir enerji beklemektedir. Ufka, insanlığa yeniden ayağa kalkma iradesini gösterecek yeni bir irade ve vizyon beklenmektedir. Bu hassasiyetimizi önümüzdeki dönemde göstereceğiz.

Otoriterleşen siyasal sistemlerde otoriterleşme, nöbet değişimi alametidir. Demokrasiyle, demokratikleşerek, merkezileşerek, her farklılığı yöneterek, her farklılığa hizmet etme hassasiyeti taşıyarak memleketinize hizmet eder, gelirsiniz. Otoriterleşirseniz merkezden uzaklaşır ve gidersiniz. Türkiye’de sistemde otoriterleşme görüyoruz, sistemde tekleşme görüyoruz. Özellikle tecrübe ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde kaygılarımızın ete kemiğe büründüğü endişelerimiz var.

Bizim bir Anayasa’ya ihtiyacımız vardır; ama Anayasa ihtiyacımız, bugün karşı karşıya olduğumuz bu keyfilikten memleketi kurtarmak için vardır. 25 yıldır iktidarda olan ve iktidarını ‘Çeyrek asırdır iktidardayız’ diye kutlayan bir partinin, 25. yılın sonunda bize bir Anayasa lazım olduğunu söylemesinin bizde bir karşılığı yoktur. Biz hükûmetin Anayasa’ya uymasını isteriz. Hükûmet bizim bir Anayasa’ya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorsa mevcut Anayasa’nın bizim için neyi sağlamadığını anlatması lazım bize. Dolayısıyla Anayasa sürecini gözleyeceğiz. Anayasa’da hassasiyet merkezlerimiz belli, kırmızı çizgilerimiz belli. Bu kırmızı çizgilerimizin üstüne bir de siyasetin kendisi için avantaj kolladığı, kendini tekrar galip hâle getirmek için kuralı değiştirdiği bir mahiyet arz ederse millet ona tepki verir. Bizim milletimizin irfanı yüksektir; yani yapıp ettiklerinizden, tercih ettiklerinizden, kendinize yakıştırdıklarınızdan sizin memleket için değil de kendiniz için ne kolladığınızı fark eder. O yüzden bunların bir cevabı olacaktır.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ AK PARTİ’YE DE YÜKTÜR!
Hükûmet elinde her türlü gücü olan tarafı temsil etmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, hangi programı uygulatsanız size bu programı tatbik etmek için hudutsuz yetki veren bir sistemdir. Bu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin; yarı başkanlığa, denetime, siyasetin yargı üzerindeki gölgesinin kalktığı yeni bir mekanizmayla yeni bir yönetime imkân vermesini istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi yargıya yüktür, Mülki İdareye yüktür, devlet yönetimine yüktür, akademiye yüktür, sivil topluma yüktür, basına yüktür; Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi AK Parti’ye yüktür! Şunun bilinmesini isteriz: Vesayetlerle hesaplaşmak için çıkıldı yola. Vesayetle hesaplaşmak adına çıkılmış yolculuktan bizim hissemize bir parti vesayeti düşmüştür! Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, sistemin üstüne düşmüş bir parti vesayetidir. Bu parti vesayetinden kurtulmanın yolu da yarı başkanlıktır. Denge ve denetleme mekanizmalarının doğru çalışmasıdır, parlamentonun güçlenmesidir; parlamentonun güçlenmesine imkân verecek veto ve gensoru hakkının Meclise verilmesidir, bakanların parlamentoya sorumlu olmasıdır, yargının tam bağımsız olmasıdır. Bunu sağlamak şu anda birinci gündemimizdir.

KOLAY PARA KAZANMA HEVESİ…
Yedi fon şirketinin elinde kaybettiğimiz paralara bakın. Yani bu kolay para kazanma hevesi, insanların bu enflasyonist ortamda kolay zengin olma hevesi ayrı bir muhasebe konusudur. Bu da iktidarın muhasebe etmesi gereken bir şeydir. Ama denetimsizliğe bağlı olarak para kazanma hevesiyle 500 bine yakın insanı bu sazan sarmalına çeken, sonra da ara ara buralarda kârını realize edip çıkan köpek balıkları kimdir? Onların açıklanması lazım! Yani buralardan bire 100, bire 1000, bire 2000, bire 5000 kazanan ve parasını alıp çıkan köpek balıkları bulunmalı, ifşa edilmelidir! Zararlar onlardan tazmin edilmelidir. Bu zarar memleketin üstüne boca edilemez. Bu mevzuda ne ihmal edilmişse millet, o ihmale bağlı neyi kaybettiğini muhasebe edebilmelidir.

Mesela Mehmet Şimşek Bey’in vazifesi analiz yapmak mıdır? Yani Mehmet Şimşek bunu bir yorum olarak mı yapmak zorundadır? Yani Mehmet Şimşek, bunu söylediğinde, gördüğünde buna müdahale etmek zorunda olan kimdir? İçine inek girmemiş, içine süt girmemiş, içinde masadan başka bir şey olmayan bir firma nasıl oluyor da milyar dolarlık oluyor? Nasıl gözden kaçırılabilmiştir? Yani bir masa, bir kasayla milyarlarca dolarlık soygun nasıl yapılabilmektedir? Bunun hesabı hem sorulabilmeli hem verilebilmelidir.

25 YILDA, BİR İSTİFANIN OLMAMASINI NEYE BAĞLAYACAĞIZ BİZ?
Dolayısıyla bu operasyonlar güzel midir? Güzeldir. Ama şöyle bir şeyle karşı karşıyayız. Kendi geçmişinize operasyon yapıyorsunuz! AK Parti kendi siyasi geçmişine operasyon yapıyor. Yani iktidara yeni gelmiş gibi davranıyorsunuz ama bu 25 yılda iktidarda sizdiniz! Bugün hesaplaştığınız, hesaplaşmaya niyet ettiğiniz sorunların da aslında bir cihetten sebebi sizsiniz. Dolayısıyla ‘arınma’ dediğiniz şeyin gerisinde AK Parti’nin 25 yılı vardır. Bu 25 yılda milyarlarca dolardan bahsediyoruz; bir istifanın olmamasını neye bağlayacağız biz? Hesap sorulacaksa birilerinin bize hesap verir durumda olması gerekmiyor mu mesela? Birilerinin özür dilemesi, birilerinin istifa etmesi gerekmiyor mu? Her şey var, mahcubiyet yok! Her şey var, özür dileyen yok! Her şey var, sorumluluk alan yok! Ne yapacağız? Yine milletin sırtına yeni bir yük olarak bunu vurup gideceğiz.

GERÇEK RAKAMLAR ORTAYA ÇIKSIN
Böyle büyük rakamlara tekabül eden şeyin gerçek rakamları da ortaya çıksın. Yani, 1 lirayla girmiş, 20-25 milyon olmuş mesela. 1 milyon yatırmış, 25 milyon olmuş; 25 milyonunu istiyor. Ana paralar da tespit edilsin. Bu ana para mağduriyetinden sonraki süreçte burada bire bin kazananlar da ifşa edilsin. Yani bütün detayıyla bu tomografi çekilebilmeli, hasar gösterilebilmeli; sebep olanlar, sorumlular, bu anlamda kabahati, kusuru olanlar milletin huzurunda ‘Şu şu şu olmadığı için başımıza bu gelmiştir’ diye millete hesap vermelidir.”

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam

Yorum Gönder

Yorumlar