Meslek hayatımın 35 yılında ve yaşamımın son 25 yıllık döneminde gördüğüm olaylardan çıkardığım acı sonuç şudur: İyiler çoğu zaman cezalandırıldı, kötüler ise affedildi ve ödüllendirildi. Ormanlarımız ve mülkiyet hakları konusunda yaşananlar bunun çarpıcı örneklerinden biridir.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B uygulamalarında, tapulu arazisini orman olarak koruyan bazı vatandaşların tapuları geçersiz sayılarak arazileri devlet ormanı sınırları içinde bırakıldı. Buna karşılık, orman örtüsünü kaldırarak fındık bahçesine dönüştürülen bazı araziler, yasal koşulları taşıdıkları gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarıldı ve sahipleri adına tescil edildi.
Elbette bütün 2/B uygulamalarını aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir. Ancak ortaya çıkan bu çelişki, ormanını koruyan vatandaşın hak kaybına uğrarken ormanı tarıma açanın bazı durumlarda mülkiyet avantajı elde etmesi gibi bir sonuç doğurmuştur.
1999 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen bir sempozyumda, bu tür mülkiyet sorunlarının çözümüne ilişkin görüşlerimizi dile getirmiştik. Tapulu arazilerin hukuki durumu incelenerek, uygun olanların orman niteliği korunmak suretiyle sahipleri adına tescil edilmesini savunmuştuk. Ancak uygulamalar, bazı yerlerde orman örtüsünü kaldırıp fındık bahçesi oluşturmanın mülkiyet avantajı sağlayabildiği bir tablo ortaya çıkardı.
Bunun bedelini yalnızca ormanlarımız ödemedi. Orman örtüsünün kaldırılması, özellikle eğimli ve yoğun yağış alan Karadeniz arazilerinde erozyon riskini artırabilir; yanlış arazi kullanımı da sel ve heyelan tehlikesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle ormanların korunması yalnızca ağaçların değil, toprağın, su kaynaklarının ve bölge halkının geleceğinin korunmasıdır.
Yeni düzenleme yeni bir haksızlık doğurmamalı
6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek Madde 22 ile belirli koşulları taşıyan, tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bazı taşınmazların tapularının bedel alınmadan geçerli kabul edilmesine imkân tanındı. Orman Genel Müdürlüğü gerekli incelemeyi yapacak ve koşulları uygun bulunan taşınmazlar hakkında işlem gerçekleştirilecek.
Bu düzenleme, geçmişte yaşanan bazı mülkiyet sorunlarının çözümü için önemli bir fırsattır. Ancak mevcut tapu kaydı şartı, tapulama çalışmaları yapıldığı hâlde tapu verilmeyen ve orman olarak bırakılan arazileri kapsam dışında bırakabilmektedir.
İşte yeni haksızlık riski burada ortaya çıkmaktadır. Tapusu bulunan bir vatandaş yeni düzenlemeden yararlanma imkânı elde ederken, benzer durumda olup tapu alamamış başka bir vatandaş yine dışarıda kalabilecektir.
Bir vatandaş hakkını mahkemede aramış, diğeri ise devletin yaptığı tespitin doğru olduğunu düşünerek itiraz etmemiş olabilir. Hukuki süreçleri bilmemesi veya devletin kararına güvenmesi nedeniyle hakkını aramamış bir vatandaşın mağduriyetini görmezden gelmek adalet duygusuyla bağdaşmaz. Elbette her iddia ayrıca incelenmeli, haklılık somut bilgi ve belgelerle belirlenmelidir.
Çözüm belli: Tapusu olmayanlar da kapsama alınmalı
Yapılması gereken, Ek Madde 22’nin kapsamının yeniden değerlendirilerek tapulama sırasında ölçülmeyen, sınırları belirlenmeyen veya çeşitli nedenlerle tapusu oluşturulmayıp orman olarak bırakılan taşınmazların da incelemeye alınmasıdır. Gerektiğinde harita ve kadastro çalışmaları yaptırılarak bu yerlerin sınırları belirlenmeli, geçmiş kayıtları ve hukuki durumları araştırılmalıdır.
Tapunun bulunmaması, tek başına hak iddiasının incelenmesine engel olmamalıdır. Ancak her taşınmazın mutlaka özel mülkiyete geçirilmesi de amaçlanmamalıdır. Hem vatandaşın hakları hem de ormanların korunması gözetilerek adil bir çözüm üretilmelidir.
Meslek hayatım boyunca savunduğum düşünce değişmedi: Ormanını koruyan vatandaş cezalandırılmamalı, ormanı tahrip etmek mülkiyet avantajına dönüşmemelidir. Geçmişte hak kaybına uğrayanların mağduriyeti giderilirken, tapusu olmadığı için aynı imkândan yararlanamayanlar da unutulmamalıdır.
Devletin görevi yalnızca kanun çıkarmak değil, kanunun dışında kalan mağduriyetleri de görüp gidermektir. Gerçek adalet, elinde tapusu bulunanın hakkını korumak kadar, tapunun neden verilmediğini de araştırmaktır.
Yorumlar